KARAYAKUP KÖYÜ GÖLOVA SİVAS KARAYAKUPLULAR'IN BULUŞMA PLATFORMU - Masallar-Ağıtlar-Maniler
 
Ana Sayfa
Köyümüz
Kültürümüz
=> Türk Büyüklerimiz
=> Kültürümüzde kadının yeri
=> Destanlarımız
=> Ata Sözlerimiz
=> Bilmecelerimiz
=> Deyimlerimiz
=> Folklörümüz-Oyunlarımız
=> Ne İdik Ne Olduk
=> Masallar-Ağıtlar-Maniler
=> Fıkra'lar ve Nasrettin Hoca
=> Hacivat-Karagöz
=> Türkü Sözleri
=> Yöresel Sözler
=> Güzel Sözler
=> Sivaslı Ozanlarımız
=> Yöresel Sanatcılarımız
=> Sivas El Sanatlarımız
=> Sivas Kangal Köpeği
=> Dünya Mirasımız
=> Miras Listesinde Türkiye
=> Sivas Güvercini
Geleneklerimiz
Mübarek Gün ve Geceler
Gölova ve Köyleri
Gölova Üniversite Mezunları
Yiğido Türküsü
Yöremizden Kesitler
Soy Kütüğü
Video'lar
Sizin Görüşleriniz
Köyümüz resimleri
Karayakupluların buluşma platformu
Güncel Haberler
Sizde Link verin
Sizde Ankete Katılın
Ziyaretci defteri
İletişim

Masallar

 

Hayal ürünü olan, bilinmeyen bir zamanda geçen, anlatılanlara inandırmak iddiası bulunmayan anlatım türüdür. Dinleyicinin dikkatini masalda toplayabilmek için masalın başında, sonunda ve bazen uygun görülen yerlerde masal tekerlemeleri söylenmektedir.


Tembel Kız

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış.

Bu karı kocanın bir kızı olmuş. Kız, elbebek gülbebek büyütülmüş, ama hiç iş öğrenememiş. Bunun için adına Tembel Kız denilmiş.

Bu kız o kadar tembelmiş ki yerinden kalkmaya üşeniyormuş. Anası babası ona bir gelberi yaptırmış. Kız da oturduğu yerden işini gelberiyle yapıyormuş.

Kızının evlilik çağı gelmiş. Anası babası kızı bir avcıyla evlendirmiş.

Avcı ava gitmiş, bir ördek vurmuş. Eve gelmiş, ördeği temizlemiş, ateşe koymuş. Tekrar ava gitmek üzere hazırlanmış, karısına ateşe ördeği koydum, yanmasın bak demiş. Tembel Kız, olur demiş, demiş ama yerinden bile kalkmamış.

Aradan uzunca bir zaman geçmiş. Dilenci eve gelmiş. Tembel Kıza, hanımcığım Allah rızası için bir dilim ekmek demiş. Tembel Kız da yan tarafta mutfak, geç al cevabını vermiş.

Dilenci mutfağa girmiş. Bakmış ocakta ördek kaynıyor, almış ördeği, torbasına koymuş, tencerenin içine de ayaklarındaki pis çarıkları... Gelmiş, Tembel Kız'ın yanına. Bak hanımcığım demiş, ekmeği aldım Allah razı olsun. Şimdi sana bir türkü söyleyeyim de ben gideyim. Türküyü şöyle söylemiş;

Senin gaga benim torba içinde, Benim çarık senin çorba içinde, Sen yat kaba yatak yorgan içinde, Ben yiyecem gagayı orman içinde.

Dilenci türküyü böyle söylemiş, çekip gitmiş. Aradan bir zaman geçmiş, kızın avcı kocası gelmiş. Karısına ördek pişti mi? Demiş. Karısı olan biteni anlatmış, bak bana bir de türkü söyledi, sana deyiverem demiş, türküyü söylemiş. O zaman avcı kocası durumu anlamış, karısına kızıp azarlamış. Ondan sonra Tembel Kız, tembelliği bırakmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.
                             

Kıymetli Tuz

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.

Tıngır elek, tıngır felek demişler, bu masalı şöyle anlatmışlar.

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zamanda bir padişah ile bunun üç kızı varmış. Bir gün bu padişah kızlarını başına toplamış, beni ne kadar seversiniz? Demiş. En büyük kız dünyalar kadar, ortanca kızı kucak kadar, küçük kızı da tuz kadar severim demiş.

Padişah küçük kızın cevabına çok sinirlenmiş, insan tuz kadar sevilir mi demiş, ardından küçük kızını cellada teslim etmiş. Cellat, kızı kesmek için dağa götürmüş. Kız cellada yalvarmış, sen de babasın, bana kıyma demiş.

Cellat, kızın yalvarmalarına dayanamamış, onun yerine bir hayvan kesmiş, kızın gömleğini kesilen hayvanın kanına bulayıp padişaha getirmiş.

Küçük kız yollara düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, bir köye ulaşmış. Orada köyün zenginlerinden birine kul köle olmuş, büyümüş, çok güzel bir kız olmuş. Güzelliği ilden ile, dilden dile yayılmış, kısmet bu ya bir başka padişahın oğluyla evlenmiş.

Aradan bir hayli zaman geçmiş, başından geçenleri kocasına anlatmış, babamları yemeğe çağıralım demiş. Kocası da olur demiş. Gereken hazırlıklar yapılmış, padişah babası ziyafete çağrılmış.

Kızın padişah babası söylenen günde avanesiyle birlikte ziyafete gelmiş. Padişah ve beraberindekiler sofraya oturduğunda yemekler sırayla gelmeye başlamış. Ama kız, aşçısına bütün yemeklerin tuzsuz olmasını tembih etmiş. Padişah hangi yemeğe saldırdıysa eli geri gitmiş, yemeklerin hiçbirini yiyememiş.

O sırada küçük kızı padişahın sofrasından ayağa fırlamış. Padişahım, duyduğuma göre sen küçük kızını seni tuz kadar seviyormuş dediği için öldürtmüşsün demiş. Padişahın söz söylemesine fırsat vermeden işte o küçük kız benim demiş ve bütün yemekleri tuzsuz yaptırdım ki kıymetimi anlayasın sözlerini eklemiş.

Padişah yaptığından utanarak küçük kızının boynuna sarılmış, tuzun ne kadar kıymetli olduğunu anlamış. Ondan sonra yeni bir dönem başlamış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.


AĞITLAR

 

Doğal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme işine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir.


Ağıt Örnekleri

 


Hacı Bey Ağıtı
Ayvalıktan indim yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Ödemişten gelin geldi
Uyan Hacı Beyim uyan
Evlerinin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Uyan Hacı Beyim uyan
Elim kına, başım duvak
Az giderim, uz giderim
Dere tepe düz giderim
Uyan Hacı Beyim uyan
Gelin geldim kız giderim
Odasında yanar ışık
Sofrasında gümüş kaşık
Atlayupta geçemedim
Ar ettim kaçamadım
Hizarına hizarına
Kuşlar konmuş mezarına
Hacı Beyin kır atını
Çekin sultan pazarına
Anam ağlar başın diye
Gelin ağlar aşım diye
Küçük kızlar pek ağlıyor
Meclisi güzel kardeşim diye

                             

Viran Erzincan

Sana dedik cansın can,
Enkaz altında nice taze kan,
Sızlar yara akar, damarda kan,
Viran oldu o güzel canım Erzincan...
Gözümde yaşlar oluk, oluk,
Döküldü sokağa hep çoluk, çocuk.
Çığlıklar acı, hava çok soğuk,
Titreme dik dur koca Erzincan...
Bakardım dörtyola mutlu, gururlu,
Nerdesin Selimoğlu, Vakıflar, Urartu.
Burası çiçekler, meyveler, güzeller yurdu,
Bahçede güllerin soldu Erzincan...
Fırat hüzünlü, bülbüller suskun,
On üç Mart doksanikide kırıldı çarkın.
Sendeleyen sarhoştan kalmadı farkın,
Deli olma kendine gel gülüm Erzincan...
Kiminin geliyor boğuk sesleri,
Boşlukta titriyor güzel elleri,
Ezilmiş başları, kırık belleri,
Cani olamazsın vefa Erzincan...
Sana can dedik, can alamazsın,
Bize hep böyle küs kalamazsın.
Umarız bir daha hiç sallanmazsın,
Baharın güz oldu viran Erzincan...
Kar üstünde ateş yanmaz mı sandın.
Bu günlerde ben işte bunu anladım
Allah'ıma dua edip çok yalvardım,
Tanrı aşkına bizi koru Erzincan...
Bu memleket geniş, dar sanmazdık,
Koca dairelere hiç sığmazdık.
Düşman yapsa asla aldırmazdık,
Bir çadıra mahkum ettin Erzincan...
Ayrıldık dostlardan bağrımız yanar,
Kalbimiz hüzünlü, yürekler kan ağlar.
Durdurun bu göçü ağlar, beyler,
Kovma diyarından bizi Erzincan...
Kırkbini verdik karnın doymadı,
Seksen üçte fidyeye asla kanmadı.
Bu İlkbaharda bize hiç acımadı,
Yüzlerce canı rehin aldı Erzincan...
Bu topraklar hasta, içten inliyor,
Kulaklar pür dikkat nabzın dinliyor.
Zamanla ne olacak kimse bilmiyor,
Kadersiz, güvensiz kalan Erzincan...
Dertli Kemal söyler, söyler ağlarım,
Güzel canlara ateş olur yanarım.
Elbet açar gazel döken bağlarım,
Olmadı baharın mutlu Erzincan,
Kara bayramların kutlu Erzincan...

                             

Mani

 

Söyleyeni belli olmayan, genellikle 7'li hece ölçüsüne göre söylenen dörtlüklerdir. Mani Örnekleri:
Yüzümde çifte benler,
Hayran oldu görenler
Bilmem nasıl vazgeçe.,
Sana gönül verenler.
Maşrapanın kalayı,
Kızlar çeker halayı,
Allah için söyleyin,
Var mı aşkın kolayı.
Duvağı telli gelin,
Gümüşten elli gelin,
Buğulu gözlerinden
Sevdiğin belli gelin.
Yıldırım vurdu bizi,
Dal gibi kırdı bizi,
Araya girdi düşman,
Dağlar ayırdı bizi.
Gün kavuştu ırakta,
Gözüm karada akta,
Herkesin yari geldi,
Benim yarim uzakta.
Ekim ektim düzlere
Diken oldum gözlere
İşte ben gider oldum
Ayaş kalsın sizlere
Toprağında taşında,
Benleri var kaşında,
Sen bahar içindesin,
Bense ömrüm kışında.
Karşıdaki gök ekin
Aldırdım elimdekin
Her soran benzim sorar
Sormazlar kalbimdekin
Su içtim kana kana,
Sular akar ne yana,
Yüzün birgün görmedim,
Bilmem gidem ne yana.
Kara tavuk olmadın mı
Dallara konmadın mı
Şebek yüzlü kaynanam
Sen gelin olmadın mı.

                             

Kına Gecesinde Söylenen Maniler

Merdiven indirdiler
Saltana bindirdiler
Kızım seni kahır eline gönderdiler
Ağlar silinir, silinir ağlar.
Merdivenin altı kuyu
Kulaçladım altı suyu
Kız ananın eski huyu
Ağlar silinir, silinir ağlar.
Odlarda yeri kalan
Menciliste yeri kalan
Sofralarda eli kalan
Ağlar silinir, silinir ağlar.
Atladı gitti eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Kız ananın aşığı
Ağlar silinir, silinir ağlar.
Gelin geldi evimize
Şenlik kuruldu köyümüze
Hoş geldin allı gelin
Sefa geldin pullu gelin
Eğer gelinim iyi olursan
Biz de seni överiz
Kötü olursam gelinim
Hepimizde döveriz.
Eğer gelinim iyi olursan
İşte dip bacak
Kötü olursan gelinim
Baltaynan nacak.
Kızım kınan kutlu olsun
Benda dilin tatlı olsun
Çağırın gelsin kızın anasını
Kız gelin oldu görsün.
Baban çarşıya vardı mı
Alını yeşilini aldı mı
Şuda kızıma dedi mi
Haydi kızım kutlu olsun
Burada dilin tatlı olsun
Merdivenin altı kuyu
Kulaşladım aldım suyu
Kız ananın eski huyu
Haydi kızım kınan kutlu olsun
Burada dilin tatlı olsun
Çağırın gelin kızın anasını
Kızı geldin oldu görsün
                             

Kızın anası

Hani bu kızın anası
Önünde mumlar yanası
Çağırın gelsin kızın anası
Kız gelin oldu görsün
Allah muradını verdi bugün
Anasını kızsız koyan
Evlerini ıssız koyan
Testisini susuz koyan
Çağırın gelsin kızın anası
Kızı gelin oldu görsün
Allah muradını verdi bugün
Merdivenden indirdiler
Saltanata bindirdiler
Kahır evine gönderdiler
Haydi kızım kınan kutlu olsun
Burada dilin tatlı olsun
Çağırın gelsin kızın anasını
Kızı gelin oldu görsün
Allah muradını verdi bugün
Atladım çıktım eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Kız anasına danışır mı?
Haydi kızım kınan kutlu olsun
Hem orda hem burada dilin tatlı olsun.
Mercimek ektim bitti mi
Ankara yolunu tuttu mu
Durun bakın anasına
Kızını unuttu mu,
Haydi kızım kınan kutlu olsun
Haydi kızım kınan kutlu olsun
Hem orada, hem burada günün mutlu olsun.

                             

Davulcu Manileri

Ramazan'ın onbeşinden sonra davulcular bahşiş toplarlar, 
toplarken de şu
manileri söylerler
:

Davulumun ipi kaytan,
Kalmadı sırtıma mintan,
Verin ağlaar bahşişim,
Alayım sırtıma mintan
Ne uyursun ne uyursun,
Bu uykudan ne bulursun,
Al aptesti kıl namazı
Cenneti alayı bulursun.
Hayalıklar halayıklar
Ocak başında uyuklar
Davulumun sesini duyunca
Pirincin daşını ayıklar.
Yeni cami direk ister
Bunu söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur ama
Arkadaşım börek ister.

 

 

Sitemizi 149721 ziyaretçi (430248 klik) Ziyaret etti
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=